7 Haziran 2013 Cuma

Evde kaplumbağa beslemek caiz mi?



Evde kaplumbağa beslemek caiz mi?
 ALLAHu Teala diğer yeryüzü nimetleri gibi hayvanları da insanların hizmetine vermiş ve onlardan çeşitli şekillerde faydalanmayı helal kılmıştır.İslam dini hayvanları sevmeyi ve onlara karşı merhametli olmayı tavsiye etmektedir. Onlara eziyet olmadığı müddetçe ötücü kuşları dinlemek ve küçüklüğü sebebiyle arkadaşlık için kafeste hapsetmek caiz olduğu gibi, aynı şekilde kedi, akvaryumda balık beslemek de caizdir. Ayrıca kafes içinde kaplumbağa beslemekte de sakınca yoktur.

Din İşleri Yüksek Kurulu


  

Etiketler:
evde kaplumbağa beslemek günah mı, evde kaplumbağa beslemek haram mı

Piercing taktırmak caiz midir?

İnsanların vucudunun çeşitli yerlerini deldirip piercing denen şeyi takması haram mıdır? Hükmü nedir?

 Çeşitli duygu ve akımların sonucu olarak uygun olmayan yerlere takı (piercing) takılması ve bu amaçla yapılacak süslenme dinimizce uygun değildir.

  Din İşleri Yüksek Kurulu





Etiketler:
piercing taktırmak günah mı, piercing taktırmak haram mı

Hadis-i şerifi inkar etmenin hükmü nedir?




Hadis-i şerif, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s)'ın sözleri, fiilleri ve takrirleri anlamında ondan rivayet edilen sözlerdir. Bir müslümanın Hz. Peygamber'in sözlerine itibar etmesi ve onun emir ve tavsiyelerine uyması gerekir. Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği sözlerine itibar etmeyen ve onun sözlerini bütün olarak inkar eden kimse peygamberliğini de inkar etmiş olacağından küfre düşer.

Din İşleri Yüksek Kurulu

  
Etiketler:
hadis-i şerifi inkar etmek, hadisi inkar etmek

Evde muhabbet kuşu beslemek caiz midir?


Muhabbet kuşu beslemek caiz mi?

Hayvanın ihtiyaçlarını gereğince karşılamak, eziyet ve sıkıntı vermemek gibi şartlara riayet edilmesi kaydıyla, kafeste kuş beslemek caizdir.

Din İşleri Yüksek Kurulu

Tuvalete hangi ayakla girilir, hangi dualar okunur?


Soru: Tuvalete girerken hangi ayakla girilmeli, hangi ayakla çıkılmalıdır? Ayrıca girerken ve çıkarken Efendimizin okuduğu dualar nelerdir?

Cevap: Tuvalete sol ayakla girilip sağ ayakla çıkılması adabdandır. Peygamberimizden nakledilen tuvalet adabı şöyledir: 

Peygamberimiz (s.a.v.) tuvalete girerken dua okumuş, habis varlıkların şerrinden ALLAH'a sığınmıştır. Efendimiz'in tuvalete girerken okuduğu dua şöyledir. 

- "Bismillah. Allahümme inni euzü bike mine'l-hubsi ve'l-habais."
Anlamı: Bismillah. ALLAH'ım, hususi ve umumi bütün kötülükleri bünyesinde toplayan habislerden sana sığınırım." (Bkz. Buhari, Vudü 9, Da'avat 15; Müslim, Hayz 122, (375); Tirmizi, Taharet 4, (5); Ebu Davud Taharet 3, (4,5); Nesai, Taharet 18, (1, 20). 

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) tuvaletten çıkarken şu duayı okuyarak çıkardı:

- "Gufrâneke, Elhamdü lillahillezi ezhebe anni'l-eza ve afani..." (İbn Mâce, Tahâre, 10, Tirmizî, Tıbb, 32).
Anlamı: Bana rahatsızlık veren şeyleri giderip, sıhhat ve afiyet hibe eden ALLAH'a hamd olsun." 

Efendimiz tuvalet çıkışında bazan da "Gufraneke ya Rab" (Ebu Davud, Taharet 17, (30); Tirmizi, Taharet 5, (7); İbnu Mac’e, Taharet 10, (300).) der, böyle rahatlama nimetleri karşısında İlahi lutfa teşekkür ederdi.

Etiketler;
tuvaletten hangi ayakla çıkılır, tuvalet duaları

6 Haziran 2013 Perşembe

Kandil geceleri hakkında


Kandil gecelerine ait özel bir namaz veya ibadet şekli var mıdır? Mübarek geceleri nasıl değerlendirmek gerekir?

Hz. Peygamber, mübarek gün ve gecelerin değerlendirilmesini talep etmiştir (Tirmizi, Savm, 39). Ancak bu gün ve gecelere ait özel bir namaz veya ibadet şeklinden bahsedilmemiştir. Bu bağlamda mübarek gün ve geceleri, bağışlanma ve hayatımıza çeki düzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla Müminler kandil gecelerinde, hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli; hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’an-ı Kerim okuyarak, kaza veya nafile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler.
Kandil gecelerinin gündüzlerinde de oruç tutmak müstehaptır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.); “Şabanın ortasında yani berat gecesinde ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle! ‘ der.” buyurmuştur (İbn Mace, İkame, 191).

Kandillerde oruç tutmak isteyen kişi, kandil gecesinin olduğu günde mi, bir gün sonrasında mı oruç tutmalıdır?
Dini açıdan güneşin batmasıyla önceki gün sona erer ve yeni bir gün başlar. Gece gündüzden önce gelir (Kurtubi, el-Cami’ li Ahkami’l-Kur’an, Riyad 2003, XIV, 15). Nitekim Ramazan ayı, Şaban ayının son gününde güneşin batışıyla başladığı için, o gece Teravih namazı kılınmakta ve Ramazanın son gününde güneşin batışıyla Şevval ayı başladığı için, o gecede Teravih namazı kılınmamaktadır. Cuma günü de Perşembe günü akşam vaktinin girmesiyle başlar, Cuma günü akşam vaktine kadar devam eder. Mesela “Recebin ilk cuma gecesi” dendiği zaman perşembeyi ilk Cumaya bağlayan gece (akşam vaktinden sabah vaktine kadar olan süre) anlaşılır. Yine “Şaban’ın 15. Gecesi” bu ayın 14. günü 15. güne bağlayan gece, “bayram gecesi” de arefe gününü bayrama bağlayan gecedir.
Bu itibarla kandil gecelerinde tutulan nafile oruçların asıl zamanı geceyi takip eden gün olmakla birlikte, daha önceki günle birlikte oruç tutulabilir. Bununla beraber mübarek gecenin ihya edildiği günü de ekleyerek iki veya daha fazla gün oruç tutulabilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

3 Haziran 2013 Pazartesi

Tefekkür ne demektir?



Soru: Tefekkür ne demektir?

Cevap: Kâinat, muazzam mânâların ifade edildiği muhteşem bir kitap; insan ise, bu kitabın en anlayışlı muhatabıdır. Bir arının çiçekten çiçeğe konup bal yapması gibi, insan dahi kâinat kitabının sayfalarında seyahat ederek, tefekkür balı yapar.

Tefekkür, varlıklara ALLAH namına bakmaktır. Şüphesiz, pencereye bakmakla pencereden bakmak bir değildir. Pencereye bakanlar lekeleri görür, pencereden bakanlar ise, güzellikleri seyrederler. Tefekkür, mevcudat pencerelerinden ALLAH’ın isim ve sıfatlarına nazar etmektir. Her bir varlık, ALLAH’tan bir mektuptur. Bayrak, bir bez olmanın ötesinde devleti sembolize eder; dalgalandığı yerlerin, o devlete ait olduğunu haykırır. Onun gibi, her bir varlık dahi, ALLAH’ın Rububiyet saltanatını ilan etmektedir.

Yeryüzü ve semavattaki varlıkları tefekkür nazarıyla temaşa edenler, İlâhi sanatın mükemmelliği karşısında hayret secdesine varırlar. Kalplerindeki iman coşar, yakînleri ziyadeleşir. İnce tefekkür duygularına, hislerini de katabilirlerse, İlâhî sanatı seyir ve temaşadan, tarifin fevkinde bir zevk alırlar. “Her şey bana Seni hatırlatıyor” derler. 

Şu ayetler, tefekkürle ilgili bir kısım esaslara işaret eder:
“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece gündüzün peşpeşe gelişinde, akıl sahipleri için ayetler (deliller, ibretler) vardır. Onlar, ayakta iken, otururken ve yanlarına uzandıklarında ALLAH’ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler. ‘Ya Rabbena, Sen bunları boşuna yaratmadın, Seni tenzih ederiz. Bizi cehennem azabından koru’ (derler). (Âl-i İmran Sûresi, 190-191)

1- İnsan, tefekkür ederken ALLAH’ın zâtını değil, yarattıklarını düşünmelidir. Resulullah, bir topluluğa vardığında ne yaptıklarını sormuş, “ALLAH’ın azametini tefekkür ediyoruz” cevabını alınca, “ALLAH’ın mahlukatını tefekkür edin, kendisini değil. Çünkü buna güç yetiremezsiniz” demiştir.( Aclûnî, I, 311)
2- Hilkatte abes yoktur. Her şey yerli yerinde yaratılmıştır. Bütün ilimler, yaratılıştaki mükemmelliğin şahididirler. "Çevir gözünü, bir çatlak (kusur) görebilir misin? Sonra, bir daha, bir daha çevir. Sonunda göz, yorgun argın sana geri dönecektir” (Mülk Sûresi, 3-4) ayeti, bu mükemmelliğe dikkat çekmektedir. 
3- Gâibane tefekkür, neticede insanı ALLAH’a seslenişe sevk edecektir. Nitekim, bu ayette anlatıldığı gibi, önce göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür etmişler, sonra birden hitap makamına yükselip, yalvarışa geçmişlerdir.

Gerek kâinat kitabının ayetlerinin tefekkürü, gerekse Kur’ân ayetlerinin tefekkürü, her müminin en belirgin vasıflarından olmalıdır. 

(Prof.Dr. Şadi Eren)